Dursun Yıldız
Dünyadaki suyun eşitsiz dağılımı...
Bilindiği gibi su kaynakları dünyada eşitsiz bir şekilde dağılıyor. Dünya nüfusu da, dünya genelinde yoğunluk açısından farklı bir dağılım göstermekte
Bu koşulların da etkisiyle dünyada kişi başına kullanılan su miktarı bölgelere göre değişiklik gösterir. Kullanılabilir su potansiyeli de bölgesel veya ülkesel olarak ele alınmakta ve yeterliliği `kişi başına düşen veya kullanılan su` miktarı ölçeği ile açıklanmakta.
Bu nedenle dünyada kullanılan toplam suyun çok büyük bir bölümünün, az bir nüfus tarafından kullanıldığına yönelik yapılan değerlendirmeler doğru ve anlamlı değildir. Böyle bir değerlendirme, ancak ele alınan nüfusun nerede yaşadığının belirtilmesi ve su kaynağının o nüfus için ulaşılabilir yakınlıkta olması durumunda anlamlıdır. Brezilya`daki su potansiyeli Afganistan`daki kullanım için bir anlam ifade etmez. Aslında dünyanın tatlı suyunun yaklaşık beşte birini barındıran Amazon Nehri havzasındaki tatlı su da daha çok ekosistem için önem taşımaktadır.
BM`NİN dünya su değerlendirme raporu
Bu yıl üçüncüsü `Değişen Dünya`da Su` başlığıyla yayınlanan Birleşmiş Milletler Raporu, mevcut durumun devam etmesi halinde su sorununun artacağına dikkat çekiyor. Raporda Afrika`da 340 milyon kişinin suya ulaşmakta zorluk çektiği belirtilerek `su güvenliği olmadan kalkınma olmaz` vurgusu yapılıyor..
Dünyada yeterli suya ulaşamayan nüfusun büyüklüğü ancak kişi başına kullanılan yetersiz su miktarı dikkate alınarak sağlıklı bir şekilde açıklanabilir.. Araştırmalar Gambia`dan Nepal`e, Angola`dan Paraguay`a kadar 62 azgelişmiş ülkede yaşayan yaklaşık 2.2 milyar kişinin 4.5 litre`den başlayarak değişen miktarlarda günde kişi başına ortalama 50 litreden daha az içme ve kullanma suyu kullandığını ortaya koymaktadır. Bu durum dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin, içme ve kullanma suyu ihtiyacının en alt sınırının da altında su tüketerek yaşadığını gösteriyor.
Su üzerine oluşturulan küresel ticari politikalar, dünyadaki yoksul kesimin su gibi yaşamsal bir kaynağa ulaşma konusundaki `en temel insan hakkı`nı zora sokmaktadır. Dünyada her gün su ve suya bağlı hastalıklardan yaklaşık 35 bin kişinin yaşamını kaybetmesi hemen hemen kanıksanma noktasına gelmiştir. Bu nedenle bu politikaların mevcut ve olası olumsuz sonuçlarının spekülasyonlar ile değil sağlıklı araştırma ve projeksiyonlara dayalı ve anlaşılır bir şekilde daha farklı yöntemlerle açıklanması önem taşımaktadır
Su üzerindeki baskılar farklılaşıyor
İstanbul`da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu`nda açıklanan BM`nin `Değişen Dünyada Su Raporu`nda dünyadaki değişikliklerin çok hızlı gerçekleştiği ve su üzerinde geçmişteki baskıların farklılaşmakta olduğu yer almaktadır. Son dönemde ekosistemin, arazi kullanımının, iklimlerin ve tüketim kalıplarının önemli değişikliklere uğradığı belirtilen raporda bunun su kaynakları üzerindeki baskıları farklılaştırarak arttıracağı belirtilmiştir.
Aynı raporda 2005 yılında gıda krizi ile karşı karşıya olan 863 milyon kişinin 2008 yılında 963 milyona çıktığı belirtilmiştir. Bu koşullar yaşanırken gelecek 40 yıl içinde dünya nüfusuna katılacak 3 milyar kişinin su talebinin sürdürülebilir bir yönetim ile sağlanabilmesinin oldukça güç olacağı ortaya çıkmaktadır.
Su güvenliği, kalkınma ve sanitasyon hakkı
Ülkelerin su güvenliği olmadan kalkınabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle gelişme ve kalkınma çabası içinde olan ülkelerin su güvenliğini sağlayacak politika ve programlara ihtiyacı vardır. Ancak su güvenliğinin sağlanması da kalkınmışlıkla doğru orantılı olarak gerçekleşir. Bu nedenle bu çevirimden çıkılmasının en temel unsuru, ulusal su politikaları temelinde bir kalkınma ve gelişme modelinin uygulanması olacaktır.
Su bir canlı hakkı olarak ele alınmalı ve su hizmetleri bir kamu hizmeti olarak sunulmalıdır. Yeterli ve temiz suya erişim ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ancak bunu temel alan sosyal politikaların uygulandığı ortamlarda geçerlilik kazanır ve uygulanabilir bir hak olur. Bunun dışında su hakkı herhangi bir uluslararası deklarasyonda yer alsa bile uygulanabilirliği için bugünkünden daha farklı koşullara gereksinim vardır.
Dünyada her alandaki hızlı değişimin, artan nüfusun ve küresel ticari su politikalarının baskısı ile karşı karşıya olan su kaynakları artık sosyal, akılcı, çevre duyarlılığı olan yerel bölgesel ve ulusal politikalara ihtiyaç duymaktadır. Su sorununun küresel ölçekte çözümünde ise öncelikle küresel eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar en önemli rolü oynayacaktır.
|